29 Ağustos 2015 Cumartesi

Bu bekler Beşiktaş'a yakışmıyor

Ligin ilk üç haftası, deplasmanda iki farklı galibiyet ve iç saha da (evde değil) bir mağlubiyet. İdeal değil ama Beşiktaş için kötü bir performans sayılmaz. Ama son derece yanıltıcı bir performans olma ihtimali de yüksek.

Beşiktaş, deplasman da oynadığı maçları, ligin şu an için görülen en zayıf iki takımı ile yaptı. Toplam 9 gol attı. 2 gol yedi. Açıkçası, ligin ilerisi ve sonu için yeterince ipucu veren maçlar olmadı. Hele ki, bu maçlarda atılan 9 gole bakıp, “Beşiktaş bu sene gol rekoru kırar demek” son derece anlamsız.

Beşiktaş 1 eylül tarihine kadar 3 transfer hedefliyor ve bu transferin mevkileri kaleci, stoper ve ön libero. Oysa Beşiktaş’ın en büyük problemleri sağ ve sol bekler. Sağ bekte 3 maç boyunca Andreas Beck oynadı. Sol bekte ise 2 maç Dusko Tosiç, 1 maç ise Ramon Motta oynadı. Her iki futbolcuda, bek mevkii için, açıkcası, bırakın 4 büyük takımı, tüm Süper lig takımları için dahi yeterli değiller. Sivasspor’un sağ ve sol bekleri bile Beşiktaş’ınkilerden daha iyi.

Gerek Beck gerekse de Tosiç, defans görevlerini yapmaya çalışsalar da, rakip yarı sahaya geçince beceri seviyeleri son derece düşük ve düzgün bir orta yapmakta acizler.  Şu an itibari ile Serdar Kurtuluş’un Andreas Beck’ten hiçbir eksiği olmadığı gibi, hücum hattında fazlası dahi var. İsmail Köybaşı ise Serdar Kurtuluş seviyesinde olmasa bile, Ramon Motta ve Dusko Tosiç’ten daha bir alternatif gibi en azından onlardan iyi olmasa da, onlardan kötü değil.

Bu noktada, eğer elinizde iyi bekler yoksa, 4-4-2 veya 4-3-3 gibi bir sistemde inat etmek anlamsız kaçıyor. Evet, tüm dünyada takımların %90’ı dörtlü savunmayı tercih ediyor. İki bek kullanmak, rakibin kanat atakları için güçlü bir tıkaç olduğu gibi, hücuma ek katkı anlamında da ciddi görevler üstleniyorlar. Fenerbahçe’nin bekleri gibi, iyi futbolcularınız varsa bu sistem ideal. Ama yoksa. Sistemin veya teorinin ideal olması, ne yazık ki uygulama için yeterli değil. Bence Beşiktaş’ta bu futbolcu yapısı ile 4’lü savunma yerine 3 savunmaya geçmek. 3 stoperin sağ ve sol yanlarındakilere yarı bek görevi vermek, iki ön liberonun sağ ve sol kanatlarına yine defans kanatları için ek görev vermek, beklerden görevi yeterince karşılayacaktır. Bu beşli defans hattının önüne ise, 2 kanatlı, 2 göbekte dörtlü orta saha ve tek forvet tercihi yapılabilir. Beklerden beklenen hücum katkısını da, ön liberolardan beklenebilir.
Bu şablona göre, eldeki futbolcularla Beşiktaş'ın ideal kadrosu;

TOLGA

MİLOSEVİÇ      RHODOLFO        ERSAN

ATİBA         NECİP

GÖKHAN       OĞUZHAN     SOSA      OLCAY

MARİO GOMEZ

Bu şablonda, sanki defanstan bir futbolcu eksiltip, hücum gücü arttırılıyormuş gibi görünüyor. Oysa dörtlü savunmadan sürekli hücumu desteklemek için hücuma çıkması gerekiyor ve hücum anında genelde iki stoper ve bir ön libero ile defansta kalıyor. Beşiktaş’ın hücuma, duran top dışında destek verebilecek, sürpriz çıkanlar yapabilecek stoperleri yok. Bu üçlü defans, ön liberolara da daha fazla rakip yarı sahaya girme özgürlüğü verebilecek ve bu da göbekteki hücumcu iki orta sahanın forvet arasına ve kanatlara çıkışlarını teşvik edecektir.

Yukarıdaki şablon kadroda, Necip yerine, kesiciliği kadar ayağa pas yeteneği de olabilen bir ön libero olması durumunda, Beşiktaş’ın kadro yapısına daha uygun bir dizilim olacaktır. Ayrıca bu sayede Miloseviç gibi İsveç Milli Takımı ilk 11’inde yer alabilen bir futbolcuya yer açacaktır. Sırf şablon nedeni ile Beck ve Tosiç’in ilk 11’de Miloseviç’in ise yedek kalması son derece anlamsız bir durumdur.

Beşiktaş’da elbette tek tartışılacak sorun bek sorunu değil;

Beşiktaş hızlı ve akıcı bir pas trafiği kurabilmesine rağmen, neden Antep karşısında 76. dakikaya kadar zorlandı?

Eğer Mersin İdman Yurdu karşısında da 9. dakikada erken bir gol atılmasaydı, benzer bir zorluk yaşanacak mıydı?

Orta saha ile rakip ceza alanı arasında iyi ve hızlı paslaşan takım neden bu etkinliğini ceza alanına taşıyamıyor. Gerek bekleri, gerek hücumcu kanatları orta yapma beceri noksanı olan bu takım, sırf merkezden paslaşarak her takımı açabilir mi?

Sosa/Oğuzhan, Olcay/Gökhan Töre/Querasma ve Mario Gomez/Cenk denklemleri nasıl çözülecek?
 Atiba, ikili olarak, Oğuzhan gibi ipini koparıp rakip sahaya haddinden fazla geçen Oğuzhan’a veya her zaman hata yapma olasılığı yüksek olan Necip’e mahkum mu olacak?

Sosa Arjantin’e dönemediği için küskün mü? Mario Gomez daha düşük profilli ve Löw’ün radarının dışında bir lige gelmekten dolayı hayal kırıklığı mı yaşıyor?

Rhodolfo biraz fazla ağır değil mi? Ağır Rhodolfo’nun yanında, bir de diğer ağır stoper olan Ersan’ı oynatmak, hızlı forvetli rakiplere karşı riskli olmaz mı?

Neden kiralık gönderilecek santfor olarak Mustafa Pektemek değil de Ömer Şişmanoğlu tercih edilir.


Görüldüğü üzere Beşiktaş’ta sorun çok ama ligin henüz başındayız. Ben yeni bir transfer yapılabileceği konusunda kuşkuluyum. Ancak kadronun bekler dışında, Türkiye ligi için yeterli olduğunu düşünüyorum. Veli ve Tolgay’ın katılımı daha alternatifli bir kadro kurulacaktır. Yukarıda belirttiğim sorunların tamamı ise Teknik direktör becerisi ile çözülebilir sorunlar. Şenol Güneş bu anlamı ile Biliç’ten daha fazla umut vaat ediyor. Geçen yıl göz ardı edilen Cenk Tosun ve Oğuzhan Özyakup’un bu yılki performansları bu umutlarımızın daha da yeşermesine neden oluyor.

Nefretin Zehri

Tüm dünyanın size karşı olduğu ve sizden nefret ettiği kabulü ile kurulan bir devletten ne hayır gelir? Amos Oz’un “Pusudaki Panter” roman...