Ligin ilk üç haftası, deplasmanda
iki farklı galibiyet ve iç saha da (evde değil) bir mağlubiyet. İdeal değil ama
Beşiktaş için kötü bir performans sayılmaz. Ama son derece yanıltıcı bir performans
olma ihtimali de yüksek.
Beşiktaş, deplasman da oynadığı
maçları, ligin şu an için görülen en zayıf iki takımı ile yaptı. Toplam 9 gol
attı. 2 gol yedi. Açıkçası, ligin ilerisi ve sonu için yeterince ipucu veren
maçlar olmadı. Hele ki, bu maçlarda atılan 9 gole bakıp, “Beşiktaş bu sene gol
rekoru kırar demek” son derece anlamsız.
Beşiktaş 1 eylül tarihine kadar 3
transfer hedefliyor ve bu transferin mevkileri kaleci, stoper ve ön libero. Oysa
Beşiktaş’ın en büyük problemleri sağ ve sol bekler. Sağ bekte 3 maç boyunca
Andreas Beck oynadı. Sol bekte ise 2 maç Dusko Tosiç, 1 maç ise Ramon Motta
oynadı. Her iki futbolcuda, bek mevkii için, açıkcası, bırakın 4 büyük takımı, tüm
Süper lig takımları için dahi yeterli değiller. Sivasspor’un sağ ve sol bekleri
bile Beşiktaş’ınkilerden daha iyi.
Gerek Beck gerekse de Tosiç,
defans görevlerini yapmaya çalışsalar da, rakip yarı sahaya geçince beceri
seviyeleri son derece düşük ve düzgün bir orta yapmakta acizler. Şu an itibari ile Serdar Kurtuluş’un Andreas
Beck’ten hiçbir eksiği olmadığı gibi, hücum hattında fazlası dahi var. İsmail
Köybaşı ise Serdar Kurtuluş seviyesinde olmasa bile, Ramon Motta ve Dusko Tosiç’ten
daha bir alternatif gibi en azından onlardan iyi olmasa da, onlardan kötü
değil.
Bu noktada, eğer elinizde iyi
bekler yoksa, 4-4-2 veya 4-3-3 gibi bir sistemde inat etmek anlamsız kaçıyor.
Evet, tüm dünyada takımların %90’ı dörtlü savunmayı tercih ediyor. İki bek
kullanmak, rakibin kanat atakları için güçlü bir tıkaç olduğu gibi, hücuma ek
katkı anlamında da ciddi görevler üstleniyorlar. Fenerbahçe’nin bekleri gibi,
iyi futbolcularınız varsa bu sistem ideal. Ama yoksa. Sistemin veya teorinin ideal
olması, ne yazık ki uygulama için yeterli değil. Bence Beşiktaş’ta bu futbolcu
yapısı ile 4’lü savunma yerine 3 savunmaya geçmek. 3 stoperin sağ ve sol
yanlarındakilere yarı bek görevi vermek, iki ön liberonun sağ ve sol
kanatlarına yine defans kanatları için ek görev vermek, beklerden görevi
yeterince karşılayacaktır. Bu beşli defans hattının önüne ise, 2 kanatlı, 2
göbekte dörtlü orta saha ve tek forvet tercihi yapılabilir. Beklerden beklenen
hücum katkısını da, ön liberolardan beklenebilir.
Bu şablona göre, eldeki futbolcularla Beşiktaş'ın ideal kadrosu;
TOLGA
MİLOSEVİÇ RHODOLFO
ERSAN
ATİBA NECİP
GÖKHAN OĞUZHAN
SOSA OLCAY
MARİO GOMEZ
Bu şablonda, sanki defanstan bir
futbolcu eksiltip, hücum gücü arttırılıyormuş gibi görünüyor. Oysa dörtlü
savunmadan sürekli hücumu desteklemek için hücuma çıkması gerekiyor ve hücum
anında genelde iki stoper ve bir ön libero ile defansta kalıyor. Beşiktaş’ın
hücuma, duran top dışında destek verebilecek, sürpriz çıkanlar yapabilecek
stoperleri yok. Bu üçlü defans, ön liberolara da daha fazla rakip yarı sahaya
girme özgürlüğü verebilecek ve bu da göbekteki hücumcu iki orta sahanın forvet
arasına ve kanatlara çıkışlarını teşvik edecektir.
Yukarıdaki şablon kadroda, Necip
yerine, kesiciliği kadar ayağa pas yeteneği de olabilen bir ön libero olması
durumunda, Beşiktaş’ın kadro yapısına daha uygun bir dizilim olacaktır. Ayrıca
bu sayede Miloseviç gibi İsveç Milli Takımı ilk 11’inde yer alabilen bir
futbolcuya yer açacaktır. Sırf şablon nedeni ile Beck ve Tosiç’in ilk 11’de
Miloseviç’in ise yedek kalması son derece anlamsız bir durumdur.
Beşiktaş’da elbette tek
tartışılacak sorun bek sorunu değil;
Beşiktaş hızlı ve akıcı bir pas
trafiği kurabilmesine rağmen, neden Antep karşısında 76. dakikaya kadar
zorlandı?
Eğer Mersin İdman Yurdu karşısında
da 9. dakikada erken bir gol atılmasaydı, benzer bir zorluk yaşanacak mıydı?
Orta saha ile rakip ceza alanı
arasında iyi ve hızlı paslaşan takım neden bu etkinliğini ceza alanına
taşıyamıyor. Gerek bekleri, gerek hücumcu kanatları orta yapma beceri noksanı
olan bu takım, sırf merkezden paslaşarak her takımı açabilir mi?
Sosa/Oğuzhan, Olcay/Gökhan
Töre/Querasma ve Mario Gomez/Cenk denklemleri nasıl çözülecek?
Atiba, ikili olarak, Oğuzhan gibi ipini
koparıp rakip sahaya haddinden fazla geçen Oğuzhan’a veya her zaman hata yapma
olasılığı yüksek olan Necip’e mahkum mu olacak?
Sosa Arjantin’e dönemediği için
küskün mü? Mario Gomez daha düşük profilli ve Löw’ün radarının dışında bir lige
gelmekten dolayı hayal kırıklığı mı yaşıyor?
Rhodolfo biraz fazla ağır değil
mi? Ağır Rhodolfo’nun yanında, bir de diğer ağır stoper olan Ersan’ı oynatmak,
hızlı forvetli rakiplere karşı riskli olmaz mı?
Neden kiralık gönderilecek
santfor olarak Mustafa Pektemek değil de Ömer Şişmanoğlu tercih edilir.
Görüldüğü üzere Beşiktaş’ta sorun
çok ama ligin henüz başındayız. Ben yeni bir transfer yapılabileceği konusunda
kuşkuluyum. Ancak kadronun bekler dışında, Türkiye ligi için yeterli olduğunu
düşünüyorum. Veli ve Tolgay’ın katılımı daha alternatifli bir kadro
kurulacaktır. Yukarıda belirttiğim sorunların tamamı ise Teknik direktör becerisi
ile çözülebilir sorunlar. Şenol Güneş bu anlamı ile Biliç’ten daha fazla umut
vaat ediyor. Geçen yıl göz ardı edilen Cenk Tosun ve Oğuzhan Özyakup’un bu
yılki performansları bu umutlarımızın daha da yeşermesine neden oluyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder